
Enerji ve Petrol Gazı Güncel Haberleri: 30 Aralık 2025 Salı
2025 yılının sonuna yaklaşırken, küresel enerji sektörü, zıt yöndeki eğilimlerin kesişim noktasında bulunuyor. Petrol pazarında, aşırı arz ve ılımlı talep baskısı devam etmekte, bu da fiyat artışlarını sınırlamakta ve 2026'da potansiyel fiyat düşüşlerine yol açmaktadır. Doğalgaz sektöründe, Avrupa ülkeleri kış öncesi yer altı depolarını neredeyse maksimum seviyeye doldurmuş durumda, bu da fiyatları istikrara kavuşturmakta. Aynı zamanda, LNG projelerinin genişlemesi, önümüzdeki yıl pazar için yeni bir ivme oluşturma hazırlığı yapmakta. Öte yandan, yenilenebilir enerjiye yapılan yatırım patlaması, talep dengesini değiştirmekte; rüzgar ve güneş enerjisi yeni rekorlar kırmakta, dünya genelindeki kömür tüketimi ise özellikle Asya'da hala önemli bir seviyede kalmaktadır. Küresel politikalar, artan yaptırım baskıları ve devam eden Ukrayna çatışması, emtia piyasalarında belirsizlik yaratmaya devam etmekte. Büyük ithalatçılar (Çin, Hindistan) enerji kaynakları alımlarını artırarak küresel talebi karşılamaktadırlar. Dolayısıyla, aşırı petrol arzı ve "temiz" enerji kaynaklarına geçiş konusu, dünya genelindeki yatırımcılar ve TEP katılımcıları için anahtar bir tema olmaya devam etmektedir.
Petrol Pazarında: Aşırı Arz ve Zayıf Talep
Küresel petrol piyasasında aşırı doygunluk trendi devam etmekte. OPEC+’ın Kasım’da aldığı son kararlar, üretim kotasını mevcut seviyelerde tutarken, 2025 baharından itibaren bu ittifak günlük yaklaşık 2,7 milyon varil üretim artışı gerçekleştirmiştir. Ancak bu, talebin ölçülü artışı ile gerçekleşiyor; IEA, 2025 yılı için küresel petrol talep artışını günde 0,7 milyon varilden daha az olarak tahmin etmekte. Sonuç olarak, uzun vadeli denge, aşırı üretim lehine kaymakta.
- OPEC+ Üretim Artışı. OPEC+’ın çoğu üyesi bu yılın sonuna yaklaşırken ya üretim seviyelerini korudu ya da artırdı. Yeni kesintilerin olmaması, küresel petrol ve petrol ürünlerinin stoklarının artmasına yol açabilir.
- Talepte Yavaşlama. Küresel ekonomik yavaşlama ve geçen yılın yüksek fiyatlarının etkisi, petrol talebini sınırlandırmaktadır. Aynı zamanda, elektrikli araçlara geçiş hızlanmakta ve enerji verimliliği artarak tüketim artış hızını düşürmektedir.
- Jeopolitik Faktörler. Rusya’ya yönelik yaptırımların artması (ABD’nin Rus petrol sektörüne yönelik yeni kısıtlamaları da dahil) hidrokarbon ihracatını kısmen sınırlamakta ve fiyatlarda geçici dalgalanmalara neden olmaktadır. Ayrıca, ABD ile Rusya arasında barış müzakerelerindeki duraklama belirsizliği sürdürmekte ve Ukrayna çatışması yatırım iştahını etkilemektedir.
Sonuç olarak, Brent petrol fiyatları, Aralık 2025 ortalamasında varil başına 60–62 dolar seviyelerinde tutunmakta, bu da geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %15–20 daha düşük bir değerdir. Pek çok analist, mevcut eğilimlerin sürmesi durumunda, 2026'da Brent’in ortalama fiyatının 55–60 dolar civarında olabileceğini öngörmektedir. Dizel yakıt hale nadir bir mal olarak kalmakta; rafinerilere yönelik saldırılar ve Rus petrol ürünlerinin ihracatındaki kısıtlamalar nedeniyle Avrupa'daki dizel vadeli işlemleri, marjların istikrarlı bir şekilde artmasına neden olmaktadır, ancak genel brent petrol fazlası, yakıt fiyatlarının önemli ölçüde artmasını engellemektedir.
Gaz Pazarında: Yüksek Stoklar ve Tedarik Çeşitliliği
Avrupa gaz sektörü, kışa, rekor seviyedeki stoklarla girmeye hazırlanmakta. Aralık ayı itibarıyla, kıtanın yer altı depoları, kapasitenin %85–90’ı kadar dolmuş durumda ve bu, önceki yılların ortalama seviyelerinden oldukça yüksek. Bu durum, Rusya'dan gelen transitin azalmasını telafi eden rekor LNG ithalatı sayesinde mümkün olmuştur. Sonuç olarak, Avrupa'daki spot fiyatlar ılımlı seviyelerde kalmıştır: TTF vadeli işlemleri, yaklaşık 30 €/MWh (≈ 9–10 $/1.000 m³) civarında dalgalanmakta, bu doğrultuda 2022–2024 yıllarındaki zirve değerlerin çok altında kalmaktadır.
- LNG Tedarikinde Güçlü Artış. Jeopolitik riskler karşısında Avrupa, tedariklerini çeşitlendirmekte; ABD ve Körfez ülkeleri LNG ihracatını artırmakta, Azerbaycan ise “Güney Koridoru” aracılığıyla akışını artırmaktadır. Bu önlemler, depoların doldurulmasına yardımcı olmakta ve kış talebini yumuşatmaktadır.
- Fiyat İstikrarı. Yüksek stoklar ve ılımlı talep sayesinde, Avrupa’da gaz fiyatları geçen yıla göre daha düşük kalmıştır. Risk primindeki azalma, diplomatik başarılar konusundaki umutlarla ilişkili olup (Ukrayna için olası bir barış anlaşması), jeopolitik unsurları hafifletmektedir.
- Asya ve ABD'de Farklı Eğilimler. Asya'da LNG fiyatları, haftalarca süren minimum seviyelere gerileyerek 10–11 $/MMBtu civarına düşerken, bu durum, küresel LNG terminal yüklemesindeki rekor seviyeler ve Çin ile Güney Kore'deki sanayi talebinin yavaşlamasıyla desteklenmiştir. Ancak ABD'de gaz fiyatları, soğuk hava ve rekor LNG ihracatı nedeniyle 4 $/MMBtu'nın üzerinde kalmaktadır; bu durum ek talep yaratmaktadır.
Sonuç olarak, gaz piyasası dengede kalmakta: Avrupa, güvence altındaki stoklarla kışa girerken, yüksek LNG ihracatı global talebi desteklemektedir. Ancak, önümüzdeki "LNG patlaması" (2030 yılına kadar ihracatının %50 artması planı), rekabeti artırmayı ve üreticilerin marjlarını seyreltmeyi vaat etmektedir.
Yenilenebilir Enerji ve Elektrik Sektörü
2025 yılı, "yeşil" enerji sektöründe önemli bir atılım yaşanmış durumda. İlk altı ayın sonunda, dünya genelinde rüzgar ve güneş enerjisi, kömür santrallerinin üretimini ilk kez aşmıştır. Bu değişim, güneş enerjisi üretimindeki büyük genişlemenin (2024 yılının ilk yarısına kadar %30 artış) ve rüzgar enerjisi üretiminde ılımlı ama sürdürülebilir bir artışın etkisiyle gerçekleşmiştir. Çin, Hindistan ve ABD gibi büyük pazarlar, Yenilenebilir Enerji Kapasitelerinde rekorlar kırmaktadır.
- Yenilenebilir Enerjide Rekor Artış. Çin, enerji şebekelerine, kalan dünyanın toplamından daha fazla yenilenebilir enerji santrali eklemiş durumdadır. Bu durum, hem Çin hem de Hindistan'ın fosil yakıtların enerji dengesinde payını düşürmesine yol açmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2030 yılına kadar net yenilenebilir enerji üretiminin iki katından fazla artış göstereceğini öngörmektedir.
- Kömürün Rolünün Azalması. Yenilenebilir enerjinin artışına rağmen, Asya ülkelerinde (Hindistan, Çin) kömür talebi yüksek kalmaya devam etmekte, bu da küresel tüketimde bir düşüşü şu ana kadar engellemektedir. Ancak, ABD ve Avrupa'da kömürün payı azalmakta; son zamanlarda hava koşulundaki dalgalanmalar, gaz ve kömür üretiminde geçici artışlar yaratmıştır, ancak uzun vadede bu trendin aşağı yönlü olması beklenmektedir.
- Enerjide İnovasyonlar. Petrol ve gaz şirketleri, düşük karbondioksitli projeleri etkin bir şekilde geliştirmektedir. Örnek olarak, TotalEnergies'in ABD'de Japon ortaklarıyla birlikte sentetik metan üretim tesisi kurma planları ve "yeşil" hidrojen projeleri (Sinopec'in Çin’deki yatırımları, milyarlarca dolara ulaşan ölçekler) gösterilebilir. Enerji depolama konusunda büyük ölçekli projeler ortaya çıkmakta ve elektrikli araç şarj istasyonları ağı genişlemekte, bu durum da ulaşım elektrifikasyonunu desteklemektedir.
Elektrik ve yenilenebilir enerji sektörü, veri merkezleri ve alt yapı artışı nedeniyle elektrik talebinin %4 yıllık bir hızla büyümesini beklemekte. Önümüzdeki aylarda ülkeler, "yeşil" geçiş hızları ile enerji güvenliği sağlama arasında denge kurmaya çalışmakta, ancak güneş ve rüzgar kapasitesinin genişlemesi, hidrokarbon talebinde uzun vadeli bir büyüme baskısı oluşturmaktadır.
Kömür Sektöründe: Asya'da Talep Yüksek Kalıyor
Yenilenebilir enerji artışına rağmen, dünya genelinde kömür tüketimi, özellikle gelişmekte olan bölgelerde hala önemli bir seviyede kalmaktadır. Çin ve Hindistan, kömürün önde gelen tüketicileri olarak, elektrik üretimi için aşırı şekilde kullanmaya devam etmektedir. ABD'de 2025 yılı itibariyle, gaz fiyatlarındaki artış ve elektrik tüketimindeki yükseliş nedeniyle kömür üretiminde bir artış kaydedilmiştir.
- Üretimde Stabilizasyon. En büyük kömür ihraç eden ülkeler (Avustralya, Endonezya, Rusya), üretimi yüksek düzeyde tutmaktadır. Kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına rağmen, küresel kömür piyasası şu anda makul fiyatlar ve yeterli likidite ile karakterize edilmektedir.
- Çin ve Hindistan'daki İthalat. Çin'de 2025 yılında kömür ithalatı, artan kendi üretim kapasiteleri ve stok birikimi nedeniyle, önceki yıla göre neredeyse %20 düşmüştür (fiyat faktörü). Ancak Hindistan’da talep artmaya devam etmekte ve bu, kömür sektöründeki satın alımlar ve yatırımları teşvik etmektedir.
- Geçiş Yakıtı Olarak Kömür. Kömür, pek çok ülkenin enerji dengesinin temelini oluşturmaya devam etmektedir. Ancak, gelişmiş ekonomilerde kömür üretiminin payının azalması ve ucuz alternatiflerin ortaya çıkmasıyla, talebin bir kısmını kaybetmektedir. Bununla birlikte, çevresel düzenlemeler ve gaz ile yenilenebilir enerjiye olan rekabet, kömür için destekleyici olabilir.
Böylece, kömür pazarı, Asya'dan gelen taleple hala desteklenmektedir, ancak enerji geçişi nedeniyle uzun vadeli beklentiler belirsiz kalmaktadır. Yatırımcılar, talep ve arz dengesini dikkatle takip etmektedir: Çin'deki fiyatlar henüz düşük seviyelerde stabil kalmakta ve ithalatı sınırlamaktadır.
Jeopolitik ve Enerji Güvenliği
Uluslararası politika, enerji pazarları üzerinde hâlâ güçlü bir etki yaratmaya devam etmektedir. Batı’nın Rusya’ya karşı uyguladığı yaptırımlar, doğrudan petrol ve gaz sektörüne yönelmekte. Aralık ayı sonunda ABD, en büyük Rus petrol şirketlerine karşı ek sınırlamalar getirmiştir. Moskova, "dost ülkeler" ile tedariklerin yeniden yönlendirilmesini ve karşı tedbir almaya hazır olduğunu duyurmuştur.
- Ukrayna Çatışması. ABD ve müttefiklerinin barış planını kabul ettirme çabaları henüz başarılı olmuş değil, bu da Rusya’ya karşı yaptırım rejimlerini sürdürmektedir. Bu durum, Rusya'nın ihracatının bir kısmını engellemekte ve yeni projelere yatırım planlarını etkilemektedir.
- Suudi Arabistan ve OPEC. Pazarın balansını sağlama çağrılarının olmasına rağmen, Suudi Arabistan’ın BAE ile birlikte hâlâ ek bir üretim kesintisi açıklamaması beklenmektedir. Stratejik ittifakları güçlenmekte ve yeni anlaşmaların geleceği belirsizliğini korumaktadır.
- Diğer Ülkelerin Enerji Politikası. ABD, seçimler öncesinde fiyatları düşürmek için yerel petrol üretimini yasallaştırma olanaklarını tartışmakta. Çin ve AB, temiz enerji programlarını hızlandırmakta ve yeni elektrik şebekesi projelerini duyurmuştur. Serbest ticaret anlaşmaları (enerji kaynakları da dahil olmak üzere) ve çevresel standartlar, uzun vadeli talebi şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır.
Genel olarak yüksek jeopolitik gerilim, emtia piyasalarında dalgalanmaları devam ettirmektedir. Yatırımcılar, yaptırım politikalarındaki değişiklikler ve diplomatik sinyaller (örneğin, Çin’in desteği konusundaki açıklamalar ve ABD ile Rusya’nın müzakereleri) üzerinde dikkatle durmakta; zira bu durumlar, küresel aşırılığı artırabilir (yaptırımların kaldırılması ve tedariklerin artması halinde) ya da pazarlar üzerinde baskıyı yoğunlaştırabilir.
Asya: Çin ve Hindistan Alımları ve Kendi Üretimlerini Artırıyor
Önemli Asya oyuncuları, enerji alanındaki konumlarını güçlendirmeye devam ediyor. Çin, en büyük petrol ve gaz ithalatçısı olarak, hidrokarbonları cazip fiyatlarla satın almakta. 2025 yılında Rusya'nın indirimleri sayesinde, Urals petrolünün tedarikinde artış sağlamakta ve gaz ihracatını da genişletmektedir. Aynı zamanda Pekin, iç petrol üretimini ve özellikle gaz üretimini (şeyl gazı, kömür gazı) artırarak, ithalata olan bağımlılığını azaltmaya çalışmaktadır.
- Hindistan Talebi. Hindistan, hem petrol hem de petrol ürünlerini hem Rusya'dan hem de küresel piyasalardan aktif bir şekilde ithal etmektedir. Tahminlere göre, tedarikçilerindeki ortaklarını yavaş yavaş değiştirse de, şu anda Rus enerjisine ani bir şekilde veda edebilir durumda değildir; bu durum, ekonomiyi olumsuz etkileyecektir. Aynı zamanda, Yeni Delhi, petrol ve gaz üretimi için keşif ve yatırımlara, şeyl projeleri de dahil olmak üzere, önemli yatırımlar yapmaktadır.
- Çin Stratejileri. Pekin, Rus enerji ihracatı üzerinde herhangi bir kısıtlama getirmemekte ve stratejik stokları artırarak kendi kaynak güvenliğini sağlamaktadır. Elektrikli araçlara geçiş programı hızla devam etmekte; ancak, Çin'in hızlı ekonomik büyümesi nedeniyle bu, Hindistan'ın parka göre daha küçük ölçekte ilerlemekte.
- Bölgesel Rol. Çin ve Hindistan, küresel hidrokarbon talebinin ana motorları durumundadır. Enerji kaynakları üzerindeki kararları (örneğin, "yeşil" hidrojen planları, yenilenebilir enerji ağının genişletilmesi ve yerel yakıt üretimi) küresel trendleri etkilemektedir. Her iki pazar, dünyanın çeşitli bölgelerinden kömür ve LNG’nin başlıca alıcılarıdır.
Sonuç olarak, Asya, küresel talebi temelden desteklemektedir: diğer bölgelerdeki aşırı arzı dengeleyen Çin-Hindistan talebi, Rusya’dan olan alımların artması ve rekabetçi yerel projelerle sağlanmakta. Yatırımcılar için önemli olan, bu ülkelerin politikalarında meydana gelebilecek değişikliklerin (örneğin, Rus tedariklerinden vazgeçme veya enerji geçişini derinleştirme) talep ve arz dengesini hızlı bir şekilde yeniden yapılandırabileceğini dikkate almak gerekmektedir.
Sonuçlar ve Tahminler
2025 Aralık ayı sonuçları, küresel enerji sektörünün dönüm noktasında olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki aylarda uzmanlar, petrol fiyatlarının (stok artışları nedeniyle) düşmeye devam etmesini ve dizel açığı nedeniyle petrol ürünlerinde hafif bir pozitif trend oluşturmasını beklemektedir. Gaz piyasası ise farklı eğilimlerin yaşanabileceği bir ortamda kalabilir: Avrupa bol stoklar ve düşük fiyatlardan kazanırken, Asya daha fazla LNG arzı beklemektedir. Bununla birlikte, enerji geçişi ve jeopolitik faktörler, anahtar bir rol oynamaktadır; yatırımcılar ve firmalar, "temiz" projelerin başarısı ve diplomatik süreçler doğrultusunda olası dalgalanmaları hazırlıklı olmalıdır.